Ramazan ayı, sadece oruç, ibadet ve dayanışma değil, aynı zamanda geleneksel uygulamaların da yeniden hayat bulduğu bir dönemdir. Türkiye'nin farklı köyleri ve şehirlerinde Ramazan davulcuları, sahur ve iftar vakitlerini duyurarak, bu kutsal ayın coşkusunu artırıyor. Ancak, Karadeniz'in yeşil yamaçlarından gelen bir minik davulcu, bu geleneksel uygulamaya bambaşka bir boyut kazandırıyor. İşte, Türkiye'nin en küçük Ramazan davulcusunun hikayesi!
10 yaşındaki Ali Can, Giresun'da yaşayan bir çocuk. Kilosu ve boyu ile yaşıtlarından oldukça küçük olan Ali Can, küçük yaşına rağmen Ramazan'ın neşesini sokaklarda yankılayarak yayıyor. Ailesinin ekonomik koşulları nedeniyle bu işi yapmaya karar veren Ali Can, sabah erkenden kalkarak davulunu alıp sokağa çıkıyor. Yanından koşarak geçen diğer çocukların gülümsemesi, onun gün boyunca motive olmasının en büyük kaynağı. "Davulumla sahuru ve iftarı bekleyen insanların mutluluğunu görmek beni çok mutlu ediyor," diyor Ali, gözlerindeki parıltılarla.
Ali Can’ın Ramazan davulculuğundaki en büyük arzusu sadece para kazanmak değil. Ailesinin geçimine katkı sağlarken, aynı zamanda Türkiye’nin bu değerli geleneğini sürdürmeyi de amaçlıyor. Giresun’da her Ramazan ayında düzenlenen geleneksel etkinliklerde, Ali Can’ın sahne alması ise her sene merakla bekleniyor. Ali’nin arkadaşları yanı sıra büyükleri de, onun küçük yaşına rağmen gerçekleştirdiği bu yoğun tempoya hayran kalıyor. "Ben minik bir davulcuyum ama kalbimde büyük bir sevgi var. Bu geleneği yaşatmak için buradayım,” diyor Ali. Bu sözcükler, onun sadece bir davulcu değil, aynı zamanda topluma bir şeyler katmaya çalışan bir genç olduğunu gösteriyor.
Aileleri, Ali Can’ın bu tutkusunu desteklemek amacıyla onun yanında yer alıyor ve kış aylarında bile beraber çalışarak, bahar geldiğinde onun daha da iyi bir davulcu olmasına katkı sağlıyor. Bu küçük çocuğun hikayesi, Giresun’daki tüm komşularının sevgisini kazanmış durumda. "Ali, bizim için sadece bir davulcu değil; o aynı zamanda Ramazan’ın anlamını bizlere hatırlatan bir dost,” diyor yaşlı bir komşusu.
Türkiye’nin dört bir yanında Ramazan ayının ruhunu taşıyan davulcular, sadece birer müzisyen değil, aynı zamanda toplumsal kültürün temsilcileri. Bu gelenek, onların tasavvurlarında hayat bulurken, aynı zamanda gelecek kuşaklara aktarılmasında da büyük rol oynuyor. Giresun’da Ali Can’ın hikayesi, yalnızca bir çocuğun mücadelesi değil, aynı zamanda geleneklerin nasıl yaşatılması gerektiğinin de bir örneği.
Ali Can, hem eğlenmek hem de para kazanmak için bu yolculuğa çıkarken, aynı zamanda kendisini geliştirmek için de fırsatlar bulmuş durumda. Müziğe olan sevgisi onu, birçok müzisyenin dikkatini çeken bir yetenek haline getirmiş. Giresun’un yerel sanatçılarından biri, "Ali Can’ın sesi o kadar güçlü ki, davulunu çaldığında tüm mahalle uyanıyor," diyor. Ali’nin bu tür yetenekler geliştirmesi, onu gelecekte konser sahnelerinde göreceğimiz bir yıldız haline getirebilir. Şimdiden müzik eğitimi alma hayalleri kuran Ali, gelecekte hem bir sanatçı hem de Türkiye'nin en bilinen davulcularından biri olmayı hedefliyor.
Sonuç olarak, Ali Can’ın hikayesi, toplumsal değerleri yaşatmanın ve bu geleneği gelecek kuşaklara aktarmanın önemini vurgulayan bir öykü. Küçük yaşına rağmen gerçekleştirdiği büyük işler, Ramazan'ın ruhunu daha da canlandırıyor. Türkiye’nin diğer şehirlerinde de benzer minik davulcular olsa da, Ali Can’ın hikayesi, kalpleri ısıtan bir dostluğun ve dayanışmanın öyküsüdür. Giresun’un sokakları bu Ramazan’da, minik bir davulcunun coşkusuyla yankılanacak ve herkesin gönlünde bir yer edinecek.